Anadolu, medeniyetler beşiği diye adlandırdığımız coğrafya, yüzlerce milletin gelip geçtiği, geçerken bıraktığı eserler, kültür, yaşam tarzları ve insanoğlunun elbette olmazsa olmazı farklı tatlar yemekleri… Şimdiye baktığımızda 7 bölgeyiz ve her bölgenin farklı farklı zenginlikleri… Bu hafta yemeklerden bahsetmek istiyorum. İçinde bulunduğumuz coğrafyanın bu inanılmaz zenginliğinden. Yemek bir kültürdür denir evet demek ki biz yemek kültürümüzle de zengin bir ülkeyiz koynunda neler barındırıyor neler…
Doğu Anadolu’da ve Güneydoğu’da muhteşem tatlara sahip zengin bir kırmızı et kültürü, kaburga dolmasından tutun da sac kavurmasına kadar özenle yapılan et yemekleri… Soğan sarımsağın tadının bu kadar net anlaşıldığı başka bir coğrafya yok sanırım. Kendi sofrasının zenginliğini gönüllerine borçlu olan misafirlik anlayışı en üst seviyede insanlar. Lokantalarında zengin gönülleriyle doymadan kalkmanız mümkün değildir bu memleketlerde. Yukarı doğru çıktığımızda inanılmaz bir hamsi anlayışı karşılar sizi. Laz uşakları, her çeşit hamsi yemeniz mümkündür yemeklerin içinde, baklavasına kadarJ doğasındaki yeşilliği sofralarına taşımayı eksik etmemiştir Karadenizliler, fasulye turşusu, onun kavurması ve daha birçok ilginç tatları…
İç Anadolu kendini hamur işiyle, unuyla ispatlamıştır, kayseri mantısı yenilmeden geçilmez emektar Kayserili hanımlar bir kaşığa kırk mantı sığacak şekilde mantı yaparlar. Tabi pastırmalarını da unutmamak lazım…
Akdeniz’e doğru indiğimizde bizi zeytinyağlı yemekler sarıp sarmalar, doğanın bir armağanıdır bu hem sağlıklı hem de leziz yemekler… Zeytinyağlı sarmanın tadı bir başkadır bu şehirlerde. Baharatın enfes karışımı alıp götürür sizi başka bir diyara… Kekiğin zeytinyağıyla buluşmasının güzelliği bir başkadır… Balık zevki de elbette Akdeniz çok başkadır… Gel gelelim Ege’ye işte burası Akdeniz kültürünün başka bir versiyonudur, Egeliler zeytinyağından başka bir şeyle yemek yapmaz, yeşillikten asla vazgeçmezler, onlar için roka rakıya eşlik eden vazgeçilmez bir yeşilliktir, çipurası çok meşhur olduğundan balığın özel tatlarının keşfedilebileceği bir bölgedir, kadını erkeği rakı masalarında kahkahalarıyla evlerini, sokaklarını ve deniz kenarındaki mekanları güzelleştirirler… Pekiiii bütün bunlardan sonra ya Marmara?
Türkiye’nin turizm potansiyeli en fazla olan bu bölgenin neyi meşhur? Bence insan zenginliğiyle doğru orantılı olarak her şeyi, ama önce İstanbul’u. Sonra, insanı, evleri, iş yerleri, tarihi mekanları, denizi bile bir tane değil, iklimi bileJ Tıpkı insanları gibi her ilden mutlaka bir zenginlik barındıran Marmara Bölgesi, Marmara Bölgesi’nde İstanbul’u dünyada böyle bir şehir yok sanırım… Her tadı bulmanız mümkün bir kere. Memleket özlemi çeken herkes düşünülmüş bu şehirde, çok özlediğiniz yemekleri buralara taşımış ve uzakları yakın etmiştir İstanbul’daki yemek severler. Dün bir arkadaşım şöyle demişti: “İstanbul’a kültürlerini getiren insanlar gönüllerini de katarak İstanbul’u lezzetli hale getiriyorlar”. Ne kadar anlamlı bir cümle değil mi? Tam anlamıyla İstanbul’da gerçekten bu hakim yemek konusunda… Neresinden baktığımız çok önemli tabii ki… Farklılıklar zenginlik olarak değerlendirildiğinde her şey daha anlamlı daha güzel… Sanırım bu kadar yemek sohbetinden sonra acıktınız , buyurun efendim İstanbul’dasınız ne arzu edersiniz?
Ağzımızın tadı hiç bozulmasın… Sevdiklerinizle, keyifli, bol kahkahalı sofralar olsun, afiyet olsun…
Sibel Taşkın
Parantez Eğitim, İstanbul
Etiketler: Parantez Egitim İstanbul, Sibel Taşkın, Yemek